| onder's profilealways liverpoolPhotosBlogLists | Help |
|
December 06 ndr28/11/1980 perşembe gecesi başlayan hayatım artık bana çok sıkıcı gelmeye başladı. artık demek mantıksız aslında kendimi bildim bileli hiç bir şey beni tam anlamıyla mutlu etmedi..rol yapmaktan insanları mutlu etmeye çalışmaktan bıktım. bu zamana kadar kendim için hiçbirşey yapmadım belki de yapamadım.. March 28 8 eylül 2001 türkiye almanya basketbol maçı5 eylül 2001 türkiye hırvatistan basketbol maçı ‘nda alınan galibiyeti moraliyle sahaya çıktığımız ve son anına kadar büyük çekişme halinde geçen karşılaşma. maçtan sonra öğreniyoruz ki futboldan başka bir sporu önemseyen bir ülkede bu maçın biletleri karaborsada 100 $ ‘a alıcı bulmuşlar. rakibimiz olan Almanya ise tam bir birleşmiş milletler takımı. takımda 1 türk asıllı :Mithat Demirel , 1 polonya asıllı dirk nowitzki , 2 nijeryalı :okulaja ve arigbabu , 2 sırp asıllı :papiç ve pesiç ve de 3 amerikan asıllı :bradley , garris , garret oyuncu bulunmaktaydı. bu karışık yapıya rağmen almanlar dirk nowitzki önderliğinde kontollü oyun ve sert savunma yaparak başarılı bir takım oluştumuşlar. hatta eleme grubunda Yugoslavları baya bi zorlamışlardı.
maça sakatlıkları dolayısıyla oynayamayan Mehmet okur ve kaptan Orhun ene’den yoksun başladık. bu kez maça hızlı başladık. Almanlardan daha ne olduğu bile anlamadan ilk çeyrekte 8 sayı öne fırladık. ancak soğukkanlı almanlar ademola okulaja ‘nın ribauntlardaki performansı sayesinde farkın açılmasına izin vermediler ve ilk periyot sadece 1 sayı farkla 20-19 üstünlüğümüzle bitti.
sonraki 3 periyot boyunca da oyundaki çekişme devam etti. biz İbrahim ve hidayet ile dışarıdan etkiliydik , onlarsa okulaja’nın özellikle hücum ribauntlarındaki inanılmaz performansı ve marco pesiç’in ekstra oyunu sayesinde , nowitzki nin pek de günüde olmamasına rağmen oyundan kopmadılar. maçın normal süresinin sonlarında hidayet önce maçın 70-70 olması sağladı ve uzatmaya taşıdı takımızı ; daha sonra da kontrolü elden bırakmayan takımımız maçı çok zorlanarak 1 sayı farkla 79- 78 kazanmayı başarıyordu. maçın son saniyesinde Mithat Demirel almanyaya galibiyeti getirecek şutu bulmuş ancak isabetli kullanamamıştı neyseki.
hidayet türkoğlu maçı 23 sayı , 11 ribaunt ve 8 asist ile oynamıştı. ( zaten hidayet in milli takımdaki en iyi maçıydı bu. bir daha kendisini milli forma ile böyle göremedik. ileride de göreceğimizi sanmıyorum. ) İbrahim de 24 sayı ile maçın en skorer oyuncusu oluyordu. kontrol altında tuttuğumuz nowitzki maçı 22 sayı 10 ribaunt gibi gayet kabul edilebilir bir performansla bitirmişti. özellikle sonlara doğru kaçırdığı fauller bizim için çok iyi olmuştu. uzatmalarda kendisi savunan genç kaya da gayet başarılı bir performans göstermişti. Almanya adına ekstra performan gösterenler 17 sayı atan marco pesiç ile 18 sayı 17 ribauntla oynayan ademola okulaya olmuşlardı.
eduardo sancha ile tanışmıştık bu maçta. kendisi istok rems ile beraber maçı yönetmişti ve mirsad ve harun’a çaldığı ağır faullerle bu ikilinin erkenden 5 faulle oyun dışında kalmalarına neden olmuştu. final maçında kendisini daha yakından tanıma fırsatı bulacaktık zaten.
9 eylül 2001 türkiye Yugoslavya maçı 5 eylül 2001 türkiye hırvatistan basketbol maçıülkemizde düzenlenen 2001 avrupa basketbol şampiyonasında oynanan çeyrek final karşılaşması. şampiyona öncesi yoğun bir şekilde yapılan reklam kampanyası sonucunda basketbol milli takımıza 12 dev adam adı konulmuştu. ancak kazın ayağı pek de öyle değildi. aydın örs yönetimindeki takımımız gruplarda oynadığı maçlarda çok zorlanmıştı. zayıf letonya’yı ite kaka yenebilmiş ; Yugoslav ekolünün dağınık temsilcisi slovenya’Dan da fark yemiştik. hatta bu maçın akabinde çıkan gazetelerde 12 şaşkın adam şeklinde yaratıcı başlıklara da sebebiyet vermişti , takımımızın bu silik performansı. grubun son maçında da ispanya’ya karşı zor da olsa :bazılarına göre hakem yardımıyla alınan galibiyet ve slovenya’nın letonya karşısında aldığı sürpriz yenilgi sonucu grubu ilk sırada bitiyor ve istanbul’da oynanacak final grubu maçlarında oynama hakkı elde ediyorduk. Hırvatistan ise İtalya ‘ya karşı oynadığı play off maçı kazanarak bizim rakibimiz oluyordu.
Ankara ’ da oynanan grup maçları tv ’ den izleyen İstanbul seyircisi medyanın da gazını alarak takımızı yalnız bırakmamıştı. tribünler tıklım tıklımdı ama bu dev adamlarımızı daha da baskıya sokmuştu. maça iyi başlayan ve özellikle pota altından Hüseyin Beşok ile etkili olan takımımız , bu oyuncuya özellikle pascal dorizon tarafından çalınan ağır faul düdükleri nedeniyle bocalamaya başlıyordu. Hırvatlar da ilk dakikaların şokunu üzerlerinden atıp , genlerindeki yeteneklerini sergilemeye başladılar bu arada. damir mulaömeroviç ve gordon griçek ikilisi kısalarımızı çok rahat geçerek bol miktarda hızlı hücum ve kolay sayı bulmaya başladılar. ve ilk periyodu 19-10 önde bitirdiler. özellikle turnuva boyunca felaket bir performans sergileyen kerem tunçeri yine baskı altında kalmış ve ezik bir oyun sergilemişti bu dönemde.
ikinci periyoda da hızlı giren Hırvatlar , mula ve gricek sayesinde farkı 15 sayı civarında tuttular hep. takımıza bençten Harun erdenay ve Mirsad türkcan katılmıştı. ancak bu ikilinin girmesi sadece hücumda yara sağlamıştı. alan savunma yapan takımıza karşı doğru hücum eden Hırvatlar özellikle alan savunmamızın önündeki iki kısanın yaptığı hataları iyi değerlendirerek üst üste isabetli 3 sayılık basketbol bularak 18. dakikayı 43-25 önde geçtiler. kalan bölümde de skor fazla değişmedi ve devre 44-28 hırvatlar lehine bitti. berbat bir ilk yarı oynamıştık. savunmada çok etkisizdik. maçı anlatan avni küpeli ünal özüak biraderler :swh Karl Jungebrand ve pascal dorizon hakem ikilisinin bizi katlettiğinden dem vuruyorlardı. haksız da sayılmazlardı hani.
devre arasında aydın örs’ten okkalı bir fırça yediğini düşündüğümüz dev adamlarımızın ikinci yarıya fırtına gibi başlayacaklarını sandık ama yanılmışız. oyun Hırvatların kontrolünde ve istedikleri tempoda oynanıyordu. arada mirsad sayesinde gaza gelen ve farkı makul sayılara indiren takımımız hemen ardından yenen kolay bir basketle yeniden demoralize oluyordu. böylesine gidip gelen bir oyunun ardından son dakika bulduğumuz 6 sayı ve İbrahim kutluay’ın son saniye üçlüğü sayesinde farkı tek haneli sayılara indirmeyi başarmıştık. Hırvatlar bu çeyreği de 57-48 önde bitirmişlerdi. yediğimiz 13 sayı bize son çeyrek öncesi umut olmuştu. hırslı oynarsak ve savunmada da gayret edersek döndürebilirdik bu maçı.
son periyotta tüm takım olarak hücumda sorumluk almaya başlamıştık. Mehmet okur ve hidayet türkoğlu’nun Harun , ibo ve mirsad’a ayak uydurmalarıyla beraber seyircinin desteğini de arkasına alan devlerimiz an be an farkı azaltmaya başlamıştı. 2 dakika kala mehmet’in attığı faullerle öne geçmeyi bile başarmıştık. ancak son dakikaları oynama konusunda pek de becerili olmayan takımız son 15 saniyeye 73-72 geride girmişti. topu hidayetin eline vermiştik herkes onun birebirde bir şeyler üretmesini bekliyordu. hido , 4 saniye kalan zorlamaya başladı adamını ve zor bi turnike attı. top çembere dahi değmemişti ama ribauntu mirsad aldı. tam topu potaya atacakken hakemler faul düdüğünü çaldılar. şu an efes pilsen’de kariyerinin en iyi dönemini yaşayan nicola prkacin , mirsad’a faul yapmıştı. mirsad eğer iki atışı da artsa 1 sayı farkla galip gelecektik. faul düdüğü sonrası ortalık karışmıştı. hakemi düşman ilan eden süper ikilimiz , nasıl oldu da gördü , bunları baştan görseydiniz maç bu halde olmazdı şeklinde abuk cümleler kurarak gene hakemle uğraşmaya devam deiyorlardı. mirsad’a da hadi evladım , canımsın tarzında dua ediyordular. mirsad ilk atışını attı , hasstir kaçırmıştı. ikinci atış öncesi baskı daha da artmıştı bu bencil delioğlanın üzerinde. ama çok şükür ki ikinciyi attı ve maç uzadı. ikinci faulü soktuktan sonra Hırvat benchine giderek hiç de hoş olmayan bir şeyler söylüyordu Yugoslav orijinli mirsad ,asım hido üçlüsü. ortam daha da gerginleşmişti.
uzatmada geriden gelen takım olma avantajını iyi kullanan millilerimiz , hidonun da sazı eline alması ve görev adamı haluk yıldırım’ın gricek’e yaptığı iyi savunma sayesinde maçı 87-85 kazanmayı başarıyordu. son derece zor ve altından kalkılamaz bir maçı kazanmıştık. mirsad türkcan 3/3 üç sayı isabeti ile 20 sayı 14 ribaunt ile oynamış ve tartışmasız benchten gelerek maçın yıldız olmuştu. ibo düşük yüzde ile 16 sayı atmıştı. hidayet türkoğlu ve Mehmet okur da 16 şar sayı atarak skora önemli katkıda bulundular. ancak memo uzatmanın son anlarında sakatlandı ve Almanya maçında oynayamadı.
not : bu maçın tekrarını 31 aralık 2005 gecesi tam da gece yarısına koyan trt’ye teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim. sayelerinde fena halde sıkıntıdan patlayan bendeniz eski günleri hatırlama fırsatı buldu.
not 2 : maçı izlerken dikkati çeken bir nokta da oyuncularımızın ve teknik yönetimimizin son derec şık ve prezentabl görünmeleriydi. tüm oyuncularımız subay tıraşı olmuştu :Harun baba hariç tabi ehehe
not 3 : turnuva boyunca çok alakasız hücum etmiştik. belirli bir hücum planımız yoktu. maçın sıkıştığı anları hep mucizevi üçlüklerle atlattık. belki de bu günlük başarılar yuzunden hala bu halde basketbol milli takımımız.
not 4 : bu maçtan sonra oynadığımız yarı final karşılaşması için
8 eylül 2001 türkiye Almanya basketbol maçı 9 eylül 2001 türkiye Yugoslavya maçıhırvatistan ve almanya gibi rakipleri oldukça zorlanarak geçen dev adamlarımız yugoslavya ile oynadıkları 2001 avrupa basketbol şampiyonasının final maçı. finale kadar hiç de iyi oynamadan , bazı oyuncularımızın anlık patlamaları sayesinde seyirce desteğini de iyi kullanarak gelmiştik. ancak bu kez rakip çok zorluydu. milan guroviç , makro jariç , dejan tomaseviç , predrag drobnjak , predrag stojakovic ve dejan bodiroga gibi Avrupa basketbolunu yıllarca domine etmiş oyuncular vardı rakip kadroda. bu da yetmezmiş gibi fiba’Da çok güçlüydü , yugolar. borislav stankoviç denen bunak halen daha fiba’nın başında olduğu için hakemler ve organizasyon komiteleri pek bi sempatiyle yaklasşırlardı sırp takımına. bu maçta da öyle olmuştu.
Ankara grubundan çıkarken , çok kötü oynamış ve ispanya maçını da hakemlerin ev sahibini kayırmaları ritüeli sayesinde kazandığımız ortaya atılmıştı. İspanyollar kıyameti koparmışlar , turnavayı bile terk edeceklerini söylemişlerdi. işte böylesine gergin ilişkilerin olduğu bir dönemde fiba hakem komitesi önce Almanya ile oynanan yarı final maçına ardından da Sırplarla oynana final maçına eduardo sancha denen İspanyol hakemi atamıştı. yanlarına da Almanya maçında histok rems , sırp maçında da carl jungebrand gibi türk takımlarına pek sıcak bakmayan iki hakem verilmişti.
işte böylesine komplo teorisi kokan endişeler eşliğinde final maçı başlamıştı. milli takımız Almanya maçındaki gibi yüksek yüzdeli üç sayı isabetleri ile farkı hemen açtı. İbrahim kutluay bu bölümde takımımızın skor yükünü tek başına sırtlıyordu nerdeyse. bir ara 10 sayını üzerine çıkan fark tecrübeli yugoların tempoyu düşürmeli sayesinde 7 ye düşüyor ve ilk çeyrek 22-15 dev adamlarımızın lehine sonuçlanıyordu.
ikinci periyotta her zamanki hastalığımız top kayıpları hızımızı kesmiş , hakemlerin de aleyhimize çaldıkları ağır faul düdükleri yüzünden moralimiz bozulmaya başlamıştı. her şeye rağmen devreyi önde 40-38 önde kapatmayı bilmiştik.
maçın ikinci yarısı tamamıyla Sırpların istediği gibi oynandı , Hüseyin ‘e ve hidayete çalınan anlamsız hücum fauller ve kat müdafamızdaki bilinen eksiklikler nedeniyle Sırplar maçı alıp götürdüler. efes pilsen’de istediği süreyi alamadığını düşünen ve performansıyla sezon boyu eleştirile vlado scepanoviç diğer yıldızların suskun olduğu dönemlerde sorumluluk aldı ve ne yazıkki kendi adına intikamını aldı türk basketbol seyircisinden. stojakoviç’ i 1/7 gibi komik bir üçlük yüzdesinde tuttuğumuz gecede scepanoviç 7/8 ikilik isabetiyle 19 sayı atarak maçın en skoreri olmuştu. avrupada o zamanların en winner’i olan bodiroga da bençten gelerek takımına 18 kritik sayı atarak katkıda bulunuyordu.
maç sonrası yapılan seremoni sırasında oyuncularımıza gümüş madalyayı stankoviç denen pinpon takmıştı. doğan hakyemez’in kendisine olan bakışını hiç unutamamıştım. gönüllerin şampiyonu olarak kapattık o turnuvayı.. 10 kasım 1999 efes - paf bologna maçıergin ataman yönetimindeki efes pilsenimizin; arturas karnisovas lı , stojan vrankovic li , gregor fuckalı , marco jaricli , giancomo galandalı paf bolognayı 99-66 yenerek parkeye gömdüğü karşılaşma. efes pilsenimiz 1999-2000 sezonuna aydın örs yönetiminde başlamıştı. ancak ligde ardı ardına gelen tofaş ve Karşıyaka mağlubiyetleri sebebiyle kurt hocanın görevine son verildi ; yerine talebesi ve Karşıyakanın başında onu mağlup etme başarısı gösteren ergin ataman getirildi. ergin hocanın elinde damir mulaömeroviç , İbrahim kutluay , hidayet türkoğlu , predrag drobnjak ve Hüseyin beşok ' tan oluşan harika bir ilkbeş bulunuyordu. bora sancar , ömer onan , arda vekiloğlu ve mark jackson dan oluşan bench tecrübesiz ve yetersizdi. başarılı hoca benchten bir tek ömer onan ' dan yaralanıyordu zaten. kim çıkarsa çıksın ömer oyuna giriyordu , hidayet joker olarak kullanılıyordu çıkan oyuncunu yerine. maça yine iü edebiyat fakültesinin önünden kalkan otobüsle gitmiştik arkadaşlarla. otobüste hepimize beyaz renkte üzerinde ’’efes pilsen - paf bologna eurolig maçı ’’ yazan davetiyelerden dağıtılmıştı. salonunu önünde sporcu girişine yakın bir yerde sıra beklemeye koyulduk. efes pilsen li oyuncuları taşıyan otobüs yanımızda durdu. Hüseyin ve bora ellerinde yeşil renkli davetiyelerle indiler otobüsten ve yanımızdaki liseli güruh onları görünce hemen ‘’Hüseyin abi giremioz abi içeriye ‘’ diye çullanınca çocuklar da davetiyeleri onlara birer ikişer vermeye başladılar. biz de tabi durmadık o zaman ve güç bela 4 tane davetiye alıp maçı saha içine konulan sandalyelerden vip davetiyeleriyle izleme şansına nail olduk. maça gelirsek ; efes muhteşemdi tek kelimeyle. carlton myers ı sakatlığı nedeniyle italyada bırakan bolognayı yeneceğimizi düşünüyorduk ama bu kadarını kimse beklemiyordu gerçekten. fırtına gibi oyuna başlayan efes , rakibini tek kelimeyle ezdi. karnisovaslar , jariçler ,fuckalar ,galandalar,vrankoviçler sahada yoktular adeta. müthiş yüzdeli atıyorduk o gün. İbrahim 7/8 üçlük , 5/9 üçlük 4/4 faul isabetiyle tam 35 sayı attı . Hüseyin 18 sayı 16 ribauntla potaaltını dar etti fucka-galanda-vrankoviç üçlüsüne.. takım olarak 13/18 gibi inanılmaz bir yüzde ile 3 sayı isabeti ile oynamıştık. İtalya liginde 10 da 10 yapan ve euroligde de efesimizi üstünde olan yıldızlar topluluğu paf bolognaya karşı alının bu galibiyet ergin atamanın ve genç kadrosunun final four ile sonuçlanacak olan Avrupa macerasının en parlak kilometre taşıydı 1999/2000 sezonuna dair. |
|
|||
|
|